Benjamin Franklin’in uçurtma deneyi hakkında bildiklerinizin çoğu büyük ihtimalle gerçeği tam olarak yansıtmıyor. Ancak bu yanlış bilginin yaygınlaşmasının da kendine özgü ilginç bir nedeni var.

Franklin’in ismi, pek çok farklı bağlamda karşımıza çıkabilir. O, yalnızca bir mucit değil, aynı zamanda devrimci fikirleriyle tarihe geçmiş bir figürdür. ABD’nin Özgürlük Bildirgesi’nin yaratıcılarından biri olması, onu Amerikan tarihinin en önemli isimlerinden biri haline getirdi. Bu nedenle, bugün onun yüzü 100 dolarlık banknotların arkasında yer alıyor.
Ancak Franklin, siyaset ve diplomasi alanındaki başarılarının ötesinde, bilime ve icatlara olan ilgisiyle de tanınır. Çok az resmi eğitim almasına rağmen, meraklı zihni ve bilimsel yaklaşımı sayesinde pek çok buluşa imza attı. Çift odaklı gözlükler, yüzücü paletleri ve modern yıldırım iletkenlerinin temelleri gibi icatları, günümüzde hâlâ kullanılıyor. Ancak tüm bu başarılarının arasında, en çok hafızalarda kalan deneylerinden biri uçurtma deneyi oldu.
Peki bu deney neden yapıldı? Fırtınalı bir günde, son derece zeki bir insan, korunmasız bir şekilde ipek bir ipliğe bağlı bir uçurtmayı neden uçurdu? Dahası, anlatılan hikâyelerde olduğu gibi, gerçekten uçurtmaya yıldırım çarpsaydı Franklin’in hayatta kalması mümkün olabilir miydi?

Benjamin Franklin’in Uçurtma Deneyi İle İlgili Anlatılar Hatalar İle Doludur
Franklin’in uçurtma deneyiyle ilgili popüler anlatımlar, genellikle abartılı ve yanlış bilgiler içerir. En önemli yanılgılardan biri, Franklin’in doğrudan bir yıldırım çarpmasını deneyimlediği düşüncesidir. Oysa, uçurtma deneyinin gerçekten gerçekleştirildiğine dair doğrudan Franklin tarafından yazılmış bir kayıt yoktur. Bu deney hakkında bildiklerimiz, iki temel kaynaktan gelir.
İlk kaynak, Franklin’in Ekim 1752’de arkadaşı Peter Collinson’a yazdığı ve The Pennsylvania Gazette’de yayınlanan bir mektuptur. Bu mektupta, Franklin bir uçurtma kullanarak elektrikle yüklü bulutlardan nasıl enerji elde edilebileceğini teorik olarak açıklar. Ancak mektubunda, deneyi gerçekten gerçekleştirdiğini belirtmez.

İkinci kaynak, Joseph Priestley’in 1767 yılında kaleme aldığı kitabındaki anlatımdır. Priestley, Franklin ve oğlu William’ın deneyi Haziran 1752’de gerçekleştirdiğini yazar. Bu anlatım, deney düzeneği hakkında daha spesifik ayrıntılar içerir, ancak bazı eklemeler olduğu da açıktır. Franklin’in mektubunda ipek kurdelenin ve anahtarın ıslanmamasını sağlamak için sığınılması gerektiği vurgulanırken, Priestley’in anlatısında bu detay yer almaz. Bunun sonucunda, deneyin açık bir alanda yürütüldüğü gibi yanlış bir algı ortaya çıkmıştır.
Ne Franklin ne de Priestley, uçurtma deneyine dair bir çizim bırakmıştır. Günümüzde gördüğümüz uçurtma deneyini tasvir eden tüm resimler, sonraki yüzyıllarda oluşturulmuş ve büyük ölçüde Priestley’in anlatımından etkilenmiştir. Bu durum, deneyin gerçekte nasıl gerçekleştirildiğiyle ilgili bir mitin doğmasına neden olmuştur. En yaygın yanılgı, Franklin’in uçurtmasına doğrudan bir yıldırım çarptığı ve böylece kazara elektriği keşfettiği düşüncesidir.
Elektrik Benjamin Franklin’den Öncede Biliniyordu
Benjamin Franklin uzun zaman önce hayata veda etti, ancak dünya çapında tanınan bir mucit olarak geliştirdiği bazı teoriler, bugün hâlâ hayatımızın bir parçası. Elektrik hakkındaki çalışmaları, kendi döneminde bilim dünyasına önemli katkılar sağladı ve bugün akıllı telefonlar ve diğer elektronik cihazlarda kullanılan bazı temel prensiplere ilham verdi.
Elektrik, 18. yüzyılın ortalarında bilinen bir olguydu ve birçok bilim insanı bu alanda çalışmalar yapıyordu. Örneğin, amatör bir bilim insanı olan Stephen Gray, elektrostatik üzerine deneyler gerçekleştirdi. Deneyleri alışılmadık olsa da, bu çalışmalar sayesinde elektriğin yalnızca belirli nesnelerde birikmediği, temas yoluyla da iletilebildiği keşfedildi.

Ancak, elektrikle ilgili gösteriler bir süre sonra yalnızca eğlence unsuru olmaktan çıktı. Bu gösterileri izleyen bazı bilim insanları, elektriğin doğasını daha derinlemesine anlamaya çalıştı. Bu isimlerden biri, Hollandalı fizikçi Pieter van Musschenbroek oldu. Leiden kentinde çalışırken, statik elektriği muhafaza edebilen bir kavanoz icat etti. Leyden kavanozu olarak adlandırılan bu cihaz, günümüzde tüm elektronik cihazlarda kullanılan kondansatörlerin atası olarak kabul edilir.
Bu buluş, elektriğin yalnızca bir gözlem konusu olmaktan çıkıp kontrol edilebilen ve depolanabilen bir enerji kaynağı olarak ele alınmasını sağladı. Elektrik ile ilgili çalışmalar, bu keşifle birlikte hız kazandı ve bilim insanları, elektrik yüklerinin nasıl biriktiğini ve iletildiğini anlamaya yönelik deneyler yapmaya başladı. Bu süreç, Benjamin Franklin’in elektriğin doğasını inceleyen araştırmalarına da zemin hazırladı.

Benjamin Franklin Uçurtma Deneyi İle Ne Keşfetti?
Popüler mitlerin aksine, Franklin elektriğin varlığını kanıtlamak için bir deney yapmadı. Ancak yıldırımın doğasını test etmek için bir deney önerdiği bir makale yayınladı. Ona göre, bir çubuk yardımıyla bir buluttan elektrik çekmek mümkündü. Bu fikir, paratonerin temellerini oluşturuyordu. Bu nedenle önerdiği deneye nöbetçi kulübesi deneyi adını verdi.

Popüler mitlerin aksine Franklin, elektriğin varlığını kanıtlamak için deneyi yürütmedi. Ancak yıldırımın doğası hakkındaki teorisini test etmek için Franklin, bir deney öneren bir makale yayınladı. Franklin, bir çubuk yardımı ile bir buluttan elektrik çekeceğini düşündü. Yani kendisi bir paratoner yapabileceğini öngörmüştü. Bunu için bahsettiği deneye ise “sentry box experiment” ( Nöbetçi kulübesi deneyi) adını vermişti.
Franklin’in bu deneyi gerçekten yapıp yapmadığı bilinmiyor. Ancak Thomas-François D’Alibard adlı bir Fransız fizikçi, 1752 yılında Franklin’in önerdiği yöntemi kullanarak deneyi başarıyla gerçekleştirdi. Bu düzenek, ilk paratoner deneyi olarak kayıtlara geçti. İlginç bir şekilde, Franklin’in uçurtma deneyini tasarlarken bu girişimden haberdar olup olmadığı kesin değil. Ancak yıldırımın elektrikle olan bağlantısını anlamaya yönelik çabalar, bu dönemde hızla yayılmaya devam etti.

Sonuç olarak
Resimler, eğitimde sıkça kullanılan güçlü araçlardır. Ancak, bazı görselleri kesin ve doğru temsiller olarak değerlendirmeden önce dikkatli olmak gerekir. Uçurtma deneyi bunun en iyi örneklerinden biridir.
Bu deneyin tasvir edildiği resimleri gören bir öğretmen, öğrencilerine “Franklin fırtınalı bir havada uçurtmasını uçurdu ve elektriği keşfetti!” diyebilir. Ancak bu anlatım, gerçeği yansıtmaz ve çocukların kafasını karıştıracaktır.
Kaynaklar ve ileri okumalar
- Benjamin Franklin’s kite experiment is often depicted wrongly. What does that mean for how we teach science? Yayınlanma tarihi: 2 Haziran 2023. Kaynak site: Cosmos. Bağlantı: Benjamin Franklin’s kite experiment is often depicted wrongly. What does that mean for how we teach science?
- Lightning and Sparks: Did Benjamin Franklin’s Kite Actually Exist?. Yayınlanma tarihi: 18 Ekim 2018. Kaynak site: Bbvaopenmind.com. Bağlantı: Lightning and Sparks: Did Benjamin Franklin’s Kite Actually Exist?
- Benjamin Franklin’s Kite Experiment: What Do We Know? Yayınlanma tarihi: 6 Haziran 2022. Kaynak site: History. Bağlantı: Benjamin Franklin’s Kite Experiment: What Do We Know?
- Your fave illustration of Franklin’s kite experiment is likely riddled with errors. Yayınlanma tarihi: 24 Mayıs 2023. Bağlantı: Your fave illustration of Franklin’s kite experiment is likely riddled with errors
- Moura, B.A. Picturing Benjamin Franklin’s Kite Experiment in the Nineteenth Century. Sci & Educ (2023). https://doi.org/10.1007/s11191-023-00421-y
Matematiksel